Çağımızın teknolojik gelişmeleri öyle hızlı ilerliyor ki, çocukluğumuzda bilim kurgu olarak izlediğimiz fantastik filmler bir bir gerçeğe dönüşüyor. Uçan arabalar bile üretildi! İnternetin hayatımıza hızla girmesiyle bilgiye erişim kolaylaştı; elbette bunun hem avantajları hem de dezavantajları var. Bu avantajlardan biri de yapay zekânın hayatımıza hızla dâhil olması. Ancak, yapay zeka tehlikesi gün geçtikçe daha fazla tartışma konusu hâline geliyor. Yapay zekâ, insan yaşamını dönüştüren en önemli teknolojik atılımlardan biridir. Bu hızlı gelişim beraberinde bazı etik ve toplumsal sorunları da getiriyor. Sağlıktan eğitime, sanattan iş dünyasına kadar pek çok alanda kullanılan bu teknoloji, bilgiye erişim ve iş süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda insan yaratıcılığı ve özgünlüğü üzerindeki etkileriyle bizleri daha mekanik ve sentetik bir geleceğe mi sürüklüyor sorusunu akıllara getiriyor.

Teknolojinin Hızlı Gelişimi ve Yapay Zekânın Yükselişi

Yapay Zekâ Hangi Alanlarda Kullanılıyor?

Artık insanlar, bir konu hakkında bilgi edinmek için profesör Google’a sormaktansa doğrudan yapay zekâya başvuruyor. Öğrenciler ile tez ve ödev hazırlıyor, şirketler mali tablolarını ve raporlarını yapay zekâ desteğiyle analiz ediyor. Sanatçılar ise yapay zekâdan ilham alarak yeni eserler ortaya koyuyor. Çizimlerden müziklere, yazılardan üç boyutlu görsellere kadar pek çok alanda yapay zekânın etkisini görmek mümkün.

Yapay Zekânın Tehlikesi ve Teknolojini Üzerindeki Etkileri

Geçenlerde bir yazar arkadaşımla sohbet ederken bana, uçak beklerken 50 sayfa yazdığını anlattı. Bu durum ilk başta bana çok etkileyici geldi. Ancak sonradan yazdıklarını okuyunca bu kadar kısa sürede bu kadar metni kaleme almanın neredeyse imkânsız olduğunu fark ettim. Yazarak değil, yapay zekâya yazdırarak böylesine hacimli bir iş çıkardığını anlamam uzun sürmedi. Elbette bunu yüzüne vurmaktan kaçındım ama bu satırları okursa ondan bahsettiğimi anlayacaktır.

İnsansı Yapay Zekâ ve Yapay Sosyallik

Bir gün, bir çocuğun bilgisayarda keyifle sohbet ettiğini gördüm. Kiminle konuştuğunu sorduğumda, yapay zekâ ile yabancı dilde sohbet ettiğini anlatmıştı. Hatta bu diyaloğun oldukça devamlığı olduğunu söylemişti. O an içimden “Aman Tanrım!” dedim. Çocukken izlediğim bilim kurgu korku filmleri gerçek mi oluyor diye düşünmeden edemedim. Belki de bizim kuşağımızın, bilgisayarların iş hayatına girdiği dönemde işsiz kalma korkusu yaşayan büyüklerimize benzer bir kaygı yaşıyorumdur. Ancak sosyal bir varlık olan insanın, insansı yapay zekâlarla daha da yalnızlaşıp yapay bir sosyallik kurması fikri beni rahatsız etti.

Sanat ve Yapay Zekâ İş Birliği: Yapay zekâ gerçekten etkileyici eserler ortaya koyabilir mi ?

Bu durumun bir de sanat boyutu var. Yapay zekâ gerçekten etkileyici eserler ortaya koyabiliyor. Benim verdiğim komutlarla, internetin derinliklerinde var olan en iyi eserleri tarayarak yeni çizimler, müzikler ve yazılar yaratabiliyor. Ancak bu sürecin kime ait olduğu sorusu kafamı kurcalıyor. Örneğin, daha önce yazdığım bir öyküyü, eğitim aldığım birine göndermiştim. Eklemeler yapmak için izin istemişti. Metni bana geri gönderdiğinde gördüm ki metnin hacmi iki katına çıkmıştı. Hikâye güzeldi ama kelimeler bana ait değildi. Fikir benimdi ama dil bana ait olmadığı için, yazıya yabancılaştım. Sonunda bu versiyonu silip baştan, kendi kelimelerimle yeniden yazmaya karar verdim. Umarım burada parça parça paylaşırım.

Yapay Zeka Tehlikesi Geçici Mi

Son söz olarak: Yapay zekâ çok yararlı olsa da, bu teknolojiyi ödevlerinde kullanan öğrenciler, bilgiyi öğrenmeden mezun oluyor. Sanat alanında da, insanlara ait olmayan eserler yaratılıyor. Yapay zekâ, yaratıcı düşünceye dayanmadan mevcut bilgileri derleyerek ürünler ortaya koyuyor. Peki, bu durum insan hayatına gerçekten ne kadar yararlı? Bizi sentetik bir hayata mı sürüklüyor yoksa bilgiye hızlı ve detaylı erişim sayesinde bir sonraki büyük buluşun kapısını mı aralıyor?